24 Kasım 2014 Pazartesi

Yalnızlık Duygusu ve Yalnızlık


            Bu gün özellikle yalnız insanlardan ve yalnızlık duygusundan bahsetmek istiyorum. Öncelikle yalnızlığın tanımını yaparsak yalnızlık bir insanın boşluk duygusuyla beraber ait olamama duygusudur. Yalnızlık sadece başkaları ile beraber olamamanın ötesinde farklı bir duygudur. Yani kalabalıklar içinde de insan kendisini yalnız hissedebilir. Yalnız insan kendisini bir yere ait hissedemez dolayısı ile ait olduğu toplumdan da çeşitli derecelerde kopmuştur. Diğer insanlarla iletişim kurmak istemez veya iletişim kuracağı içsel ve dışsal olanaklardan yoksundur. İçsel olanakları kişinin konuşabilme yetisi, dil bilgisi, ortak bir konu bulabilme yetisi, fiziksel özellikleri ve kişiyi iletişim kurmaya yöneltecek istek ve dürtülerdir. Dışsal olanaklar ise kişinin içine girebileceği kendisine uygun gördüğü daha doğrusu aidiyet duygusunu hissedebileceği insan veya insanlardır. Bu iki koşuldan birinde sorunlar varsa kişinin yalnızlık duygusunu hissetmesi kaçınılmazdır. Böylece ait olamayarak kopukluk hissini ve boşluk duygusunu da yaşamaktadırlar. Buradan da anlaşılabileceği gibi 2 çeşit yalnızlık vardır. Bunlar yalnız kalmayı isteyen ve yalnız kalmak istemediği halde yalnız kalanlardır. Her iki durumda da yalnızlık söz konusu olsa da yalnızlık duygusu öznel bir duygudur.
Bazen içsel ve dışsal olanaklar yeterli olsa da kişi yalnız kalmayı tercih edebilir. Bu durumlara bakarsak özel kişilik bozukluklarında böyle bir durum olasıdır. Bu durumu açıklarsak: Kişi çevresinde ki insanları sevmemekte ve kin duymaktadır ancak bu durum benlikçe kabul edilebilir ve dışa vurulabilir bir davranış ve düşünce değildir. Bu nedenle süper ego tarafından baskılanır. Benlik bu düşünceleri baskılamak yerine farklı savunmalarda kullanabilir. Bunlar yadsıma ve yansıtmadır. Bu yolla öncelikle ben böyle düşünmüyorum diyerek yadsır sonra da karşımda ki böyle düşünüyor diyerek de yansıtır. Bu yolla çevresinde ki insanlar onu sevmiyordur ve ona kin besleyen insanlar olmuşlardır. Bu insanlara göre korunma yolu yalnız kalmaktan geçer. Bunun dışında bazı insanlar inzivaya çekilerek yalnız kalırlar. Bu tarz insanlar kendilerini dünyevi bağlardan kopararak çile çekerler. Bu durumda da yalnızlık söz konusudur. Yine çok ciddi ruhsal bozukluklarda yalnızlık oldukça sık görülmektedir daha doğrusu yalnız olmak ruhsal bozuklukların şiddetini arttırmaktadır. Tabi yukarda anlatılan durumlarda yalnızlık duygusu tamamen kişiye özgüdür. Çoğu kişi yalnızlık duygusunu içinde bulunduğu durumu rasyonelize ederek bastırabilir. Böylece yalnız kalsa bile yalnızlık duygusunun rahatsız edici çatışmasını yaşamayacaktır. İşte bu savunmalar zayıflarsa ve benlik zayıf düşerse yalnız kalmanın sonucu olan yalnızlık duygusu çok daha şiddetli hissedilecektir.
            Özetlersek yalnızlık, yalnızlık duygusunu oluşturmakta sadece bir ön koşuldur. Her yalnız insanın yalnızlık duygusunu aynı düzeyde yaşaması mümkün değildir. Ancak benliği zayıflatan ruhsal bozukluklarda veya karakter olarak zayıf benlik gücüne sahip kişilerde yalnız kalınmadığı durumlarda dahi yalnızlık duygusu yaşayabilir. Yani yalnızlık duygusu kişiye göre değişen bir duygudur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder