27 Aralık 2011 Salı
yanlız karanlık
gece olmuş saat kaç ben nöbetteyim kaç saattir hemşireden başka arayan yok oturmuş bilgisayar başında karanlık ve ben birbirimizin yanındayız ara sıra monitörün ışığı bizi bölsede ayıramıyor karanlığımdan beni, girdabında dibe çekilirken kimse görmüyor nereye gittiğimi farkedilmiyor karanlık sarmış heryanımı boğuyor bırakmıyor kurtulmak istesemde...pencereden bakıyorum hala yürüyen insanlar şakalaşıyor, arabalar geçiyor,kömür kokusu, sis, duman ve soğuk hepsinin o an bir anlamı oluyor benim haricimde, bense anlamsızlığımda kayboluyorum, ah bir ışık olsa karanlık heyerde sadece aşağısı var tek yön başka yolda yok,gidiyorum sadece durmamak için durmak daha zor bilmeden ne olduğunu ,sadece düştüğümü biliyorum ama umut var ya ışığı bulursam düştüğüm yerde yada düşerken beni kurtaracak çekip alacak beni,diyecek gel benimle buradan çıkacağız..ve ben bu saatte bu yerde inatla yaşamaya devam ederken karanlığımı kendim yenerek çıkamazken ve insanları kendi kuyularından çıkarırken neden ben kendi kuyumu derinleştiriyorum bilmiyorum. tony gatlif in film müziğini dinliyorum ve sadece yazmak geliyor içimden..elimden şimdilik bu geliyor..
24 Aralık 2011 Cumartesi
kar sadece yağıyor bense...
dışarda kar yağıyor bir yerden bir yere boşluklar yer değiştiriyor,yarın yer dolu dolu olacak karla gökse yükünü atmış hafifleyip kaybolacak belki başka biryere uzayıp gidecek geride bıraktıkları önce anlamayacak, yumuşacık olacak bembeyaz tertemiz yeni bir başlangıç yeni bir düzen şaşıracaklar,üstlerine insanlar gelecek onları zorlayacak gün geçmeden, sonra temizliğini ve geçmişini kaybetmenin korkusu ile soğuyacak sertleşecekler insanlar ezip geçecek kimi ayağını kaydırdığı için kızacak küfredecek kimi yüzüne tükürecek basıp geçecek yanlız çaresiz yavaşça o eski sıcaklığı özleyecek tekrar göğe yükselmek isteyecek ancak insanlar ezdikçe dibe saplanacak çıkış yolu bulamadan daha da dibe su çukuruna eriyip düşecek eski günlerin özlemi artık karanlık soğuk ve ıslak bir çıkmazda yokolacak tıpkı kendisini bırakıp giden gökyüzü gibi..aslında kendisidir kaybolan gök, ezilen kar ve dibe çöken su her değişim ardında geçmişinin özleminin acısını bırakır , değişir durur sadece ders almaz yanlışlarından, kendini tekrarlar yakar canını acıtır amaçsızca ,sonunda yine başladığı noktaya dönecek ama ne zaman, tekrar düşecek ve yükselecek bu döngüyü bilerek devam edecek ne kadar zor olsada...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)