6 Temmuz 2012 Cuma

öfkeli

           Hiç yokken durduk yere demiycem tabi, öfkelendiriyorsun beni şu bu o bi nedeni vardır ama asıl kızdığım senin konuyu nasılda başka bi tarafından anladığın yorumladığın. Sen ne sanıyorsun ki kendini her sorunu kişisel algılayacak kadar önemli olduğunu mu, hiç de bile ama sen çok önemlisin ya olaylar direk seninle ilgili başka sorun yok hayatta tek sen varsın dünyanın merkezisin ya hani sadece senin sorunların vardır ve sadece senin sorunların çözümsüzdür niyeyse!! Her neyse asıl kızdığım senin benim neden öfkelendiğimi bile anlamadan kendine bencilce yorabilme gücün ve neredeyse tüm hayatını kaplayan o ilgi açlığın bunun için her yolu denersin , kendine kendinden oluşan dünya kurarsan eğer seninle kimse ilgilenmez ailenin veremediği ilgiyi dışarıda arama boşuna bulamayacaksın ve maalesef bunun eksikliği ile yaşayacaksın ama bunu tutup tüm hayatına yansıtırsan yorarsın insanı. Nereye kadar çekilebilirsin nereye kadar, 1 2 3 ohoo nefes alıp verirken bile bunu yaşıyorsun çevrendeki insanlarında en az senin kadar sorunlu olduğunu bilsen değişir miydi hayatın bilmiyorum ama ben artık yoruldum hayatına sana dayanabilecek insanlarla devam etme dileğiyle hoşçakal...

20 Haziran 2012 Çarşamba

sus

gece karanlık dizüstünün ışığı aydınlatır hayatını o an, sessizlik yok ama heryerden sesler vokal yapan ergen sesi seni tırmalar ses etmezsin aslında duymak iyi gelir farklı bir insanın hayatına kısa sürede olsa ortak olmak çaba sarfetmeden mücadele etmeden belkide bu durum tüm rahatsızlığına rağmen la bi sessiz ol demene engel olur..tabi bu durum hayatınında aynasıdır bi anlamda hayatın dahil ettiğin abuk subuk gereksiz insanlar sürüsüdür hayatında ki karşılığı la bi git diyemediklerinden oluşan seni boğan olman gereken yerden seni uzaklaştıran sürüdür, sorgulanmadan kabul edilmek onaylanmak için topaklanan insanlar konuşmaya tenezzül etmediğin ancak bu aymazlıkta senin içini boşaltan topaklardır.. bazen susup çeker gidersin sessizce anlamazlar neden gittiğini sustuğunu tahammül edebilmek için  unutabilmek gerekir kendini   yeniler kaldığın yerden devam edersin hayata la bi sus demeden    kim bilir belki istediğin budur?

18 Haziran 2012 Pazartesi

ve amca susar

saat 16.35 haziran öğlen sıcağı, balkonda biyerlerde sağ omuz başından deniz manzarası, tam o anda uzaklarda ne işi varsa bir martı süzülüyor sanki rüzgarla oynuyor 1-2 dk sonra kayboluyor her yerde  kuş cıvıltısı benim için deli kuşun sesi, aşşağıda birileri konuşuyor ne dediği belli değil şehrin fon müziği durmadan konuşuyor amca, hafif hafif rüzgar esiyor yavaşça geçerken her 20dk bir geçen servis otobüsü sanki uçak düşüyormuşcasına gürültüyle geçip gidiyor sokaktan, bu arada amca hiç susmadan geveleniyor.. beklentisiz ve belirsiz bekliyorum hayattan uzak yanlız ama huzurla, belki çıkar fotoğraf çekerim belki sahile inerim belki amaçsızca yürürüm belkide sadece düşünürüm olmayanlarımı , olamayanları geçmişte şimdi  şu anda yanımda olmayacakları .. hayallerimde zamanın değerli olduğu yerde bu değeri paylaşacağım insanlarla birlikte ve bunların gerçek olduğu geçmiş dünyamda tekrardan varolmak, olamayacaklarla yeniden birlikte olmak .. amca artık sustu.

10 Haziran 2012 Pazar

fal

-yollar.. nereye çıktığı bana bağlı çeşit çeşit  yol , çoğunlukla da  o gün ne görsem bazen deveye çıkar yollarım var ama derim deve ile gideceğiz çok uğraşmam lazım zamana ihtiyacım var sabredersem sonunda aydınlığa kavuşurum arada beni farklı yollara çeldirmeye çalışanlar var onlara katılırsam kısa sürede mutluluk beni bekliyor ancak uzun vadeli değil sonunda karanlık ve telveye dönüş var.. kenarda adaların silüeti uzun yola çıkacağım deniz aşırı, sahil deniz kumsal gezilerim olacak gezerken bulacağım onu -bak orada kalp var gördün mü- beraber devam edeceğiz deve sırtında yavaş ama güvenli sürecek, bir o kadar da uzun dönüşüm olacak ki bazen tartışmalar olacak sadece konuşmak için bazen kızdıracağız birbirimizi bazen tekrar umutlanmak için ama mutlu ama yanımda biliyorum güveniyorum , uzakta bir yerlerde oturup dinleneceğiz oturup çevreyi gezeceğiz her yer yeşil çimen bir ev var ahşap, kiremit çatılı,tek katlı önde tek balkon orda ben varım el sallıyorum sana -sen yoksun-  ev hafif yamaçta balkon yukarda kalmış biraz merdivenle aşşağı iniyorum biraz yukarıda yolun kenarında dere var orada oturuyorum biraz sonra çıkıyorum tepeye koşarak uçurtmamla uçuyorum işte uçuyor ve ben uçuyorum .. mutluyum o an.. ardından geliyorsun beraber uçurtmaya devam ediyoruz çimenlerde tepede uçuyoruz yorulunca oturup dinleniyoruz inekler otluyor çevrede ılık hava çiçek kokuları gözlerimizi kapatıyoruz -herşey öylece kalsa- yürüyoruz biraz ilerde ilkokul var beni korkutuyor uzak duruyoruz öylece gidiyoruz işte sabahına kalmadan çıkıp gidiyoruz farklı olmalı ve farklılığını korumalı diyoruz...