Temel
güven duygusu doğumla beraber bebeklik döneminde oluşan bir duygudur. Genellikle
ilk 1 yaş bu duygunun yerleşmesinde ve sağlıklı oluşumunda çok önemlidir. Bu
dönemde bebekler savunmasız ve yardıma muhtaçtır. Bebeklerin bu dönemde tek
yapabildiği tüm varlığı ile dışarıdan gelen uyaranları içe almaktır. Kendilerine
bakmaya hazır bir anne olabildiğince her zaman çevrelerinde bulunmaktadır. Bebeğin
rahatlığı tamamen dışarıdan ona verilecek besin, sevgi, ilgi, annenin sesi,
annenin dokunması… gibi dış uyaranlara bağlıdır. Bu dönemde bebek ilk toplumsal
görevi olan almayı da öğrenir. Bu dönemde annenin bebeğinin ihtiyaçlarına
düzenli ve sürekli olarak cevap verebilmesi çok önemlidir. Bu yolla bebek
anneden geçici bir sürede olsa ayrı kalsa büyük tepkiler vermeyecektir, çünkü
anne bebeğin ihtiyacı olduğunda tutarlı ve sürekli bir şekilde onun yanında
olduğunu hissettirmektedir. İşte bu anne bebek arasında ki bu tutarlılık ve
süreklilik bebekte temel güven duygusunu oluşturmaktadır.
Bebeklik
döneminde anneden ayrılma er geç olacaktır. Bu dönemin erişkinliğe yansıması ise
bebeklik döneminde ki huzuru ve rahatı arama dürtüsü olacaktır. İşte bu dürtü
ve gereksinim dini inançta simgeleşmekte ve dinlerin temelini de
oluşturmaktadır.
Bu
dönemde sağlıksız veya tutarsız bir anne ile büyüyen bir bebeğin güven
duygusunda da ciddi bozukluklar oluşacak ve bu dönemde elde edilemeyen istek ve
dürtüler erişkinlik çağına yansıyacaktır. Erişkinlik çağına geldiğinde bebeklik
döneminde ruhsal anlamda yeterince doyurulmaması nedeniyle kişi aşırı bağımlı,
devamlı almak isteyen, pasif bir karaktere sahip olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder