Evet arkadaşlar bugün rutin formattan ayrı olarak size ilk akvaryumu kurarken yaptığım yanlışlardan bahsetmeye çalışacağım.
İlk olarak alınması gereken bir grup alet edevat var ki eğer bunlar hakkında çok iyi bir bilginiz yoksa akvaryumcunuz tarafından ciddi anlamda yolunabilirsiniz, bu aşamada alınacaklar listesini kabaca belirteyim;
-akvaryumun kendisi olmazsa olmaz
-filtre, şelale, pipo gibi
-ısıtıcı
-kum
-aydınlatma, armatür
-co2 desteği, mayalı, tüplü
-difüzör
-sıvı ve katı gübre
-su düzenleyici
-yem, pul, granül gibi
-kepçe, termometre
-iç dekor, kök
-arka dekor
-tabi ki en son olarak bitkilerimiz
-en son ve en son olarak balıklarımız
İlk maddeden başlayarak sırasıyla akvarumu alırken kullanacağınız litre başına camın kalınlığının belli ölçülerde olması gerekiyor, hesaplamaları akvaryum sitelerinden yapabilirsiniz. Eğer kafanıza göre camı kestirirseniz inceyse patlama yapabilir. Eğer hazır akvaryum almayı düşünüyorsanız ithal akvaryumlar ciddi anlamda pahalı, yerli yaptıracaksanız sakın kendi başınıza yapmayın, gidin camcıda yaptırın, silikon iyi ayarlanamazsa akvaryum bir işe yaramaz, yerli akvaryumlar ithallere göre çok uygun fiyatlı ben gidip 64 lt ithal aldım, ama memnunum en azından daha estetik görünüyor, son olarak internetten fiyat araştırması yapmadan hiçbir şey almayın.
Filtre alırken bitkili akvaryuma uygun olması hayati bir öneme sahip, bazı filtreler su yüzeyini dalgalandırarak oksijenizasyon sağlarlar bu tarz filtreler sudaki karbondioksitin azalmasına ve bitkinin fotosentez kaynağının azalmasına neden olabilirler, bununla beraber bende pipo filtre bulunmakta ve bitki gelişimim gayet iyi.
Isıtıcıya gelince sakın akvaryumcudan almayın internetten sipariş verin, aynı marka ve aynı model çok daha uygun fiyata buluyorsunuz, ben kazıklandım sizde kazıklanmayın derim, bununla beraber ısıtıcı akvaryumun büyüklüğüne uygun güçte olmalı, 64 lt için bende 50w ısıtıcı mevcut.
Kum alırken standart dere kumu yeterli, ek gübre torf almanıza gerek yok, akvaryumunuzu kirletmeyin, kumu mümkün olduğunca bol alın, ne kadar çok kum olursa o kadar sağlıklı bitki gelişimi ve flora oluşur.
Aydınlatma ile ilgili olarak sakın gidipte T5 armatürlere para vermeyin, akvaryum sitelerini biraz araştırın çok uygun fiyatlı etkili led aydınlatmalar mevcut, hem elektriği az yakıyor, hem daha uzun ömürlü, hemde daha uygun fiyattadır. Led için dikkat edilecek en önemli konu, şerid led veya basit ledlerden uzak durmaktır, leddeki ışık gün ışığına benzer olmalıdır, bendeki aydınlatma 64lt için 7w 8500k white+4w 6500k white+3w deep red toplamda 14w power led, yine bu konuyu da akvaryum forumlarından zaman ayırarak araştırmanızı öneririm.
Geldik co2 desteğine yine burada hepinizi çok ciddi olarak uyarıyorum akvaryumculardan uzak durun, onlar sizi direk yüksek maliyetli sistemlere yöneltmek isteyeceklerdir, bende ista 3 in 1 difüzör mevcut, bunu 1,5 lt kola şisesinde hazırladığım mayalı karşımla birbirine bağladım, ayda 2 defa düzenlemek gerekiyor, bana maliyeti 35tl difüzör, ayda 2 bardak şeker ve ayda 4 çay kaşığı maya, çok uygun fiyata evde kendim yaptım, tarifleri yine akvaryum sitelerinde ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.
Devamını ikinci yazımda anlatmaya devam edeceğim petshoplara güvenmeyin, mutlaka araştırın, okuyun.
Gelecekteki Bene Mesajlar
gündelik şeyler ağırlıktadır, ara sıra bilimsel yazılarda yayınlanır...
17 Ocak 2016 Pazar
14 Ocak 2016 Perşembe
Suicid
Henüz 47 yaşındaydı, yoğun bakıma yatırılmış kontrol altında tutuluyordu, konuşmak için yanına yaklaştım.
Nerede yaşadığını sordum, oralıydı.
Eşini sordum, "öldü" dedi, 4 yıl önce kanserden vefat etmişti.
Çocuklarını sordum, "2 çocuğum vardı" dedi, "biri gençken intihar etti öldü, öbürü hayatta." dedi. Ürperdiğimi hissettim ne kadar da çok acı yaşamıştı.
Kiminle yaşadığını sordum sonra, tek kaldığını söyledi, oğlu üst katta kalıyormuş, "yeni evlendi eşi ile beraber kalıyorlar" dedi.
Ne oldu dedim neden buradasın, gelini ile anlaşamadığını anlattı, gelininin kendisini oğlundan kıskandığını söyledi, "yanımda fazladan 2 dakika kalsa kavga ederler" dedi, "bir hafta önce oğlumla şehir dışına çıkmak zorunda kaldık, onuda çağırdık ama gelmek istemedi bizde gelini annesine bırakıp gittik." dedi.
Gözleri doldu burada, gözlerinden yaşlar süzüldü, kendisininde kanser olduğundan bahsetti, üstelik kanser yayılmıştı, yürümekte zorlanıyordu ve hayatta oğlundan başka kimsesi kalmamıştı, "kendimi yalnız hissediyorum bu halde nasıl kanserle baş ederim oğlumunda üzülmesini istemiyorum ama" dedi, yine tıkandı ağladı, çaresizdi.
Kendisine geldikten sonra devam etmesini istedim, gelini o gün çok üstüne gelmişti, oğluna kavga sırasında sende annen gibi geberip gitmedin demişti, bu söz onun yüreğine oturmuştu, gitmek istemiş ama hastalığı izin vermemiş, o da ölmeye karar vermiş, sabahtan oğlu ile helalleştikten sonra evde ne kadar ilaç varsa içmiş, sonrasında da kimseye haber vermemesi için yakınlarını aramış, bu sayede 112 ile yardım alabilmişti ve bu nedenle burada yoğun bakımda yatıyordu.
Sadece geçmiş olsun diyebildim, destek almasını önerdim, daha fazlası elimden gelmedi, yapılacak bir şeyde yoktu, suicid girişiminde bulunarak yardım çığlığı atmıştı ama bu çığlık gelineydi ve asıl konuşulması gereken gelini ve oğluydu ancak onlar ortalarda yoktu.
Düşünceler içinde uzaklaştım oradan, kadının çaresizlik ve yalnızlık hissi etkilemişti beni..
Nerede yaşadığını sordum, oralıydı.
Eşini sordum, "öldü" dedi, 4 yıl önce kanserden vefat etmişti.
Çocuklarını sordum, "2 çocuğum vardı" dedi, "biri gençken intihar etti öldü, öbürü hayatta." dedi. Ürperdiğimi hissettim ne kadar da çok acı yaşamıştı.
Kiminle yaşadığını sordum sonra, tek kaldığını söyledi, oğlu üst katta kalıyormuş, "yeni evlendi eşi ile beraber kalıyorlar" dedi.
Ne oldu dedim neden buradasın, gelini ile anlaşamadığını anlattı, gelininin kendisini oğlundan kıskandığını söyledi, "yanımda fazladan 2 dakika kalsa kavga ederler" dedi, "bir hafta önce oğlumla şehir dışına çıkmak zorunda kaldık, onuda çağırdık ama gelmek istemedi bizde gelini annesine bırakıp gittik." dedi.
Gözleri doldu burada, gözlerinden yaşlar süzüldü, kendisininde kanser olduğundan bahsetti, üstelik kanser yayılmıştı, yürümekte zorlanıyordu ve hayatta oğlundan başka kimsesi kalmamıştı, "kendimi yalnız hissediyorum bu halde nasıl kanserle baş ederim oğlumunda üzülmesini istemiyorum ama" dedi, yine tıkandı ağladı, çaresizdi.
Kendisine geldikten sonra devam etmesini istedim, gelini o gün çok üstüne gelmişti, oğluna kavga sırasında sende annen gibi geberip gitmedin demişti, bu söz onun yüreğine oturmuştu, gitmek istemiş ama hastalığı izin vermemiş, o da ölmeye karar vermiş, sabahtan oğlu ile helalleştikten sonra evde ne kadar ilaç varsa içmiş, sonrasında da kimseye haber vermemesi için yakınlarını aramış, bu sayede 112 ile yardım alabilmişti ve bu nedenle burada yoğun bakımda yatıyordu.
Sadece geçmiş olsun diyebildim, destek almasını önerdim, daha fazlası elimden gelmedi, yapılacak bir şeyde yoktu, suicid girişiminde bulunarak yardım çığlığı atmıştı ama bu çığlık gelineydi ve asıl konuşulması gereken gelini ve oğluydu ancak onlar ortalarda yoktu.
Düşünceler içinde uzaklaştım oradan, kadının çaresizlik ve yalnızlık hissi etkilemişti beni..
12 Ocak 2016 Salı
randomize hayatlar
Ve bu onun hayatıydı, hayatının tek önemli anı belkide bu yazıda yer alacağı andı. 1997 sonbaharında doğmuştu. Doğumda bir çok sorun oluşmuştu ve maalesef bir süre beyne oksijen gitmemişti. Beynin oksijensiz kalması, ona hayatını derinden etkileyecekti. İlk çocukluk yıllarında durum farkedilemedi, zaten bebekken beynimizi fazla kullanmaya ihtiyaçta yoktur. Sorunlar büyüdükçe artmaya başladı, ilkokula gönderdiklerinde daha konuşmayı sökememişti. 1 ayda okuldan geri gönderildi, o dönemlerde özel eğitim kurumlarının sayısı kısıtlıydı, bu yüzden bu imkanı pek yoktu, zaten bu eğitimi alsa da öğrenebileceği şüpheliydi.Gençlik dönemlerinde sorunlar gücünün artmasına paralel olarak artmaya başladı, bazen saldırgan davranışları oluyor, bazen kendine zarar veriyordu, bir keresinde kafasını sert bir şekilde duvara vurmuştu. Hala alnında derin bir yara görülebilir. Ergenlikle beraber sorunlara cinsel dürtülerin denetimsizliği de eklendi. Bu kadar soruna dayanamayan baba kalp krizinden vefat etti.Bütün yük artık annenin üzerineydi, tek başına çocuğuna bakmaya çalışırken, eşinin kaybına yas tutamamıştı, en büyük korkusu ise sağlığı bozulursa çocuğunun bakımının ne olacağıydı. Çocuğunsa hayattan tek beklentisi vücut hücrelerinin canlılığının devam etmesiydi, ne bir zeka belirtisi, ne de bir hayata tutunma çabası vardı. Hayattan öylece silinip gideceği zamanı bekliyordu, ve maalesef bunu farkedemeyecekti bile. Her şeyin doğumda beyne oksijen gitmemesi ile başlaması ise oldukça ürkütücü, sağlıklı bir doğum olsaydı şimdi neredeydi, ne okuyordu, ne yazıyordu, ne yapıyordu hiç bilinemeyecek. Belki çok önemli bir insan olacakken yokluğu bekleyen bir gölge oldu..
5 Ocak 2016 Salı
Huzursuzluk
Dün geceden belliydi gariplik olduğu, bütün akşam uyumak istemiştim ama ne zaman yatağa yatsam içimde bir huzursuzluk hissiyle uyanıp hemen telefona bakıyordum. Telefonla uykumu dağıttıktan sonra kalkıp biraz televizyon seyredip yine uykulu olarak yatağa dönüyordum. Sonuç ancak geç bir saatte uyuyabildim, tüm uykuma rağmen. Sabah uykusuz kalmaktan geç uyandım saç baş darmadağınık giyinip çıktım, işe gitmek için çevre yoluna indiğimde şansımın döndüğünü düşündüm, gideceğim dolmuş ışıkta beni bekliyordu, heyecanla şemsiyemi kapatarak yanına gittim, tabi ki dolmuşta yer yoktu. Diğer dolmuşu beklerken doğal olarak işe de geciktik tabi.
Her neyse sorun her şeyin sanki ters gittiğine dair hissettiğim bir hisle ilgili, evet huzursuzluğum belkide bundandı yada huzursuz olduğumdan her şey ters gidiyordu, bilmiyorum, ama bir gerçek vardı işler kötüye gidiyor, ne yaparsam yapayım sanki hiç bir şey elimde değil gibi, her hangi bir şeyi değiştiremiyorum yada değişmiyor zaten. Bu kadar olumsuz olmam benimle mi ilgili gerçekten, olumlu şeyler oluyor tabi, bazen anlamsız yere ücretlerimiz artıyor, bazen çok çalışıp düşük ücret alıyoruz, olumlu olan olayda bile bir kontrolsüzlük var, elimle tutamıyorum ve sanki sadece tutunabildiklerim benimle kalacak gibi. Tutamadığım o kadar çok şey var ki sürekli kayıp gidiyor, zamanla artıyor gibi, ya kendimi de tutamazsam..
Huzursuzum...
Her neyse sorun her şeyin sanki ters gittiğine dair hissettiğim bir hisle ilgili, evet huzursuzluğum belkide bundandı yada huzursuz olduğumdan her şey ters gidiyordu, bilmiyorum, ama bir gerçek vardı işler kötüye gidiyor, ne yaparsam yapayım sanki hiç bir şey elimde değil gibi, her hangi bir şeyi değiştiremiyorum yada değişmiyor zaten. Bu kadar olumsuz olmam benimle mi ilgili gerçekten, olumlu şeyler oluyor tabi, bazen anlamsız yere ücretlerimiz artıyor, bazen çok çalışıp düşük ücret alıyoruz, olumlu olan olayda bile bir kontrolsüzlük var, elimle tutamıyorum ve sanki sadece tutunabildiklerim benimle kalacak gibi. Tutamadığım o kadar çok şey var ki sürekli kayıp gidiyor, zamanla artıyor gibi, ya kendimi de tutamazsam..
Huzursuzum...
internetten para kazanma yolları
Şimdi size internetten para kazanma yollarını anlatacağım, ilk olarak internet aracılığı ile oturduğunuz yerden hiç emek harcamadan para kazanabileceğinizi düşünüyorsanız bu düşüncenizi kendinize saklayın, maalesef böyle bir dünya yok, internet siteleri aracılığıyla para kazanmak çok fazla emek isteyen ve çok yorucu bir iştir, sokakta mendil satmak veya araba camlarını silmek çok daha karlı işler olduğuna emin olabilirsiniz.
Yukarıda yazdığım yazı sizi hala caydırmadıysa internetten para kazanma yollarına başlayabiliriz, öncelikle kazancınız son derece düşük ve komik olacağını sizi kullanan sitelerin sizden çok ciddi kar elde ettiklerini üzülerek belirteyim.
İlk olarak ptc sitelerine bakacak olursak clixsense ve neobux gibi sitelerin güvenilir olduğu ancak bi o kadar da düşük gelir kazandırdığını kısa sürede farkedebilirsiniz, bu sitelerde reklamlara tıklayıp belli bir süre bekleyip 0,1 cent kazanma şansımız oluyor, günlük 15-20 adet reklam gönderiliyor ve şansınız iyiyse günlük 2 centten 50 günde 1 dolar kazanabilirsiniz, tabi yapılacak görevler ve bir de kazı kazan tarzı oyunlar var ancak bunlar gelir garantisi vermiyor tıkladığınızda yine bir reklam açılır onu izlersiniz, şanslıysanız 10 dolara kadar ödül alabirsiniz, ben bugüne kadar sadece 10 cent kazandım, boşa izlediğim onca reklam adamlara gitti. Bu sitelerden büyük para kazandığını iddia edenler titan saadet zincirinin en tepesinde bulunanlardır, siz maalesef onlardan biri olamayacaksınız. En tepedekiler yaptıkları üyelerle para kazanırlar sen günde 10 cent kazanırsın o 100 üyesinden günde 10 dolar kazanır.
Bunlar dışında bir de paralı anket siteleri mevcuttur, esearch, ipoll, jtnpanel, toluna, ben derim ki, pollemik, gibi siteler bu hizmeti veriyorlar, bu sitelerden de gelen anket sayısı çok kısıtlıdır, ayrıca anketlere uygun değilsen çat diye seni anketten çıkarırlar, ek olarak kendin hakkında verdiğin bilgilerin tutarlılığını tuzak sorularla test edip seni anketten atabilirler, bu anketlere üye olurken verdiğin bilgilerle seni senden daha iyi tanıma şansına sahip oluyorlar, insanın aklına ileride bu bilgilerle beni kandırıp dolandırırlar mı acaba sorusu gelmiyor değil. Her neyse anketlerle para kazanmayı düşünüyorsanız aylık değil ama yıllık 15-20 dolar bir ihtimal kazanılabilir.
Benim şansımı denediğim yöntemler bunlardı boşa zaman kaybedip umutlandığımı düşünüyorum, aynı hataya düşmemenizi öneririm, bu işlerde para olsa kimse işe gitmez 2 saat nette reklam tıklar, anket doldururdu.
Yukarıda yazdığım yazı sizi hala caydırmadıysa internetten para kazanma yollarına başlayabiliriz, öncelikle kazancınız son derece düşük ve komik olacağını sizi kullanan sitelerin sizden çok ciddi kar elde ettiklerini üzülerek belirteyim.
İlk olarak ptc sitelerine bakacak olursak clixsense ve neobux gibi sitelerin güvenilir olduğu ancak bi o kadar da düşük gelir kazandırdığını kısa sürede farkedebilirsiniz, bu sitelerde reklamlara tıklayıp belli bir süre bekleyip 0,1 cent kazanma şansımız oluyor, günlük 15-20 adet reklam gönderiliyor ve şansınız iyiyse günlük 2 centten 50 günde 1 dolar kazanabilirsiniz, tabi yapılacak görevler ve bir de kazı kazan tarzı oyunlar var ancak bunlar gelir garantisi vermiyor tıkladığınızda yine bir reklam açılır onu izlersiniz, şanslıysanız 10 dolara kadar ödül alabirsiniz, ben bugüne kadar sadece 10 cent kazandım, boşa izlediğim onca reklam adamlara gitti. Bu sitelerden büyük para kazandığını iddia edenler titan saadet zincirinin en tepesinde bulunanlardır, siz maalesef onlardan biri olamayacaksınız. En tepedekiler yaptıkları üyelerle para kazanırlar sen günde 10 cent kazanırsın o 100 üyesinden günde 10 dolar kazanır.
Bunlar dışında bir de paralı anket siteleri mevcuttur, esearch, ipoll, jtnpanel, toluna, ben derim ki, pollemik, gibi siteler bu hizmeti veriyorlar, bu sitelerden de gelen anket sayısı çok kısıtlıdır, ayrıca anketlere uygun değilsen çat diye seni anketten çıkarırlar, ek olarak kendin hakkında verdiğin bilgilerin tutarlılığını tuzak sorularla test edip seni anketten atabilirler, bu anketlere üye olurken verdiğin bilgilerle seni senden daha iyi tanıma şansına sahip oluyorlar, insanın aklına ileride bu bilgilerle beni kandırıp dolandırırlar mı acaba sorusu gelmiyor değil. Her neyse anketlerle para kazanmayı düşünüyorsanız aylık değil ama yıllık 15-20 dolar bir ihtimal kazanılabilir.
Benim şansımı denediğim yöntemler bunlardı boşa zaman kaybedip umutlandığımı düşünüyorum, aynı hataya düşmemenizi öneririm, bu işlerde para olsa kimse işe gitmez 2 saat nette reklam tıklar, anket doldururdu.
Etiketler:
ben derim ki,
clixsense,
esearch,
ipoll,
jtnpanel,
neobux,
para kazanma,
pollemik,
toluna
12 Nisan 2015 Pazar
12 Nisan
Nihayet işe başladık, aslında başlayalı 1 aya yakın oldu, iş heyecanı ile unuttuk her şeyi, neyse ilk geldiğim zaman bana kömürlükten bozma bir oda verdiler, sanırım beni test edip tepkimi ölçmek istediler, çok açık tepki koymadım sadece yazılı ve imzalı olarak taleplerimi ilettiğim bir yazı düzenleyip teslim ettim, odadaki tüm eksikleri yazdım, onlara göre duvarlar boyanıp bir tablo asılsa sorun kalmayacaktı ancak benim talepleri okuyunca hemen başka bir odaya gönderdiler beni, genişlik olarak önceki ile aynı olsa da fiziki anlamda daha insani bir odaya geçmiş bulundum, neyse tekrar bir talep listesi düzenleyip gönderdim belki gözleri korkar da geniş bir odaya alırlar beni. Yanımda çalışan personelin o bölgenin insanı olması da ayrı bir dertti, gelen herkesi tanıması başvuranlarda sorun oldu, e tabi çocukluğunu gördüğün sümüklü çocuk şimdi senin dertlerini duyuyor, neyse özel olarak oralı olmayan birini istedim, onlarda yine oralı ama biraz alakasız birini verdiler yanıma ancak asıl sorun burada başladı, bu personel fazla kimseyi tanımamakla beraber sokakta oynayan bir ilkokul çocuğundan daha fazla yardımı dokunamadı, ömründe ilk defa bilgisayar gören bir insanı, temel işi bilgisayar olan bir konuma getirirlerse ne kadar yardımı olur siz düşünün artık, ona tahammül etmek zorunda olmak bir yana bana yardımcı olması ve işlerimi hızlandırması gerekirken beni ekstradan yavaşlattı, hem kendi hem onun işini yapıyorum şimdi, neyse böyle giderse bende isyan bayrağını açıp adam gibi iş bilen bir personel talep edeceğim. Neyse ki bu aptal saptal sorunlar arasında iş yoğunluğum şimdilik düşük ki bu duruma sabrediyorum. Ancak 2-3 ay sonra burada bazı şeylerin değişeceği açık. Ha bu arada bu benim ilk nöbetim, 24 saat tutacağım, şimdilik sıkıntı yok...
10 Mart 2015 Salı
10 Mart
Dün itibari ile "bir deliler evinin yalan yanlış anlatılan kısa tarihi"ni bitirdim ilk bakışta yazar hakkında yorum yapmak gerekirse, yazarın iç dünyasının fazlasıyla kitaba yansıdığını düşünüyorum, anlatılanların gerçek olaylar olmadığını ancak zaman zaman gerçeklerle kesiştiği düşünüyorum, eğer anlatılanların hepsi doğruysa da araştırması açısından ödüle layık bir kitap yazmış. Olaylar döngüsünün kurmaca olduğunu var sayarsak eğer yazarın hayattan beklentisi olmadığını ve içinde ki tüm öfkeyi kitabında ki ana karakterlerin çoğunun hayatına hazin sonlar getirerek çıkardığı görülmektedir. Bununla beraber bir karakter için uzun uzadıya hikayeler yazmak yerine kısa kısa karakterler arasında uçuşan hikayeler anlatması da bağlanma ile ilgili olarak sorunları olduğunu akla getirmektedir. Son olarak da tarz olarak orijinal gördüğüm bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
8 Mart Dünya Kadınlar Gününde muhtemel bir zehirlenme nedeniyle çok sıkıntılı geçirdim, bütün gün yataktan çıkamayacak bir halde ve ağzıma tek lokma atmadan yatarak ağrılarla geçirdim, gecesinde de korkunç mide ağrıları geçirerek uyumaya çalıştım. Gece 3 gibi sanki üstüme biri oturuyormuş hissiyle uyandım, koşarak lavaboya yetiştim, soğuk terler dökerek istifra ettim, devamında korkunç bir göğüste yanma hissiyle sabahı ettim. Sabah kalbimde sorun mu var korkusuyla kardiyoloji polikliniğine başvurdum, doktorun önerisi ile ekg, eko ve kan tetkikleri yapıldı, büyük ihtimalle bir sorun olmadığı ama perikardit olabileceğim ve 45 yaş üstü olsaymışım eğer beni direk servise yatırabileceğini söyledi, öneri olarak göğüs ağrın artarsa ekg çektir gel dedi, neyse ki göğüs ağrım ertesi gün tamamen geçti bende an itibari ile sağlıklı olmanın keyfini çıkarıyorum.
Bu arada tebligat hala yayınlanmadı, bu gün buradan ayrılışım için gereken evrakları imzalatmaya başladım, başlayacağım yerin istediği evrakları da yavaş yavaş topladım, buradan ayrılacağım (kurtulacağım) günü heyecanla bekliyorum.
8 Mart Dünya Kadınlar Gününde muhtemel bir zehirlenme nedeniyle çok sıkıntılı geçirdim, bütün gün yataktan çıkamayacak bir halde ve ağzıma tek lokma atmadan yatarak ağrılarla geçirdim, gecesinde de korkunç mide ağrıları geçirerek uyumaya çalıştım. Gece 3 gibi sanki üstüme biri oturuyormuş hissiyle uyandım, koşarak lavaboya yetiştim, soğuk terler dökerek istifra ettim, devamında korkunç bir göğüste yanma hissiyle sabahı ettim. Sabah kalbimde sorun mu var korkusuyla kardiyoloji polikliniğine başvurdum, doktorun önerisi ile ekg, eko ve kan tetkikleri yapıldı, büyük ihtimalle bir sorun olmadığı ama perikardit olabileceğim ve 45 yaş üstü olsaymışım eğer beni direk servise yatırabileceğini söyledi, öneri olarak göğüs ağrın artarsa ekg çektir gel dedi, neyse ki göğüs ağrım ertesi gün tamamen geçti bende an itibari ile sağlıklı olmanın keyfini çıkarıyorum.
Bu arada tebligat hala yayınlanmadı, bu gün buradan ayrılışım için gereken evrakları imzalatmaya başladım, başlayacağım yerin istediği evrakları da yavaş yavaş topladım, buradan ayrılacağım (kurtulacağım) günü heyecanla bekliyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)