hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ocak 2016 Salı
randomize hayatlar
Ve bu onun hayatıydı, hayatının tek önemli anı belkide bu yazıda yer alacağı andı. 1997 sonbaharında doğmuştu. Doğumda bir çok sorun oluşmuştu ve maalesef bir süre beyne oksijen gitmemişti. Beynin oksijensiz kalması, ona hayatını derinden etkileyecekti. İlk çocukluk yıllarında durum farkedilemedi, zaten bebekken beynimizi fazla kullanmaya ihtiyaçta yoktur. Sorunlar büyüdükçe artmaya başladı, ilkokula gönderdiklerinde daha konuşmayı sökememişti. 1 ayda okuldan geri gönderildi, o dönemlerde özel eğitim kurumlarının sayısı kısıtlıydı, bu yüzden bu imkanı pek yoktu, zaten bu eğitimi alsa da öğrenebileceği şüpheliydi.Gençlik dönemlerinde sorunlar gücünün artmasına paralel olarak artmaya başladı, bazen saldırgan davranışları oluyor, bazen kendine zarar veriyordu, bir keresinde kafasını sert bir şekilde duvara vurmuştu. Hala alnında derin bir yara görülebilir. Ergenlikle beraber sorunlara cinsel dürtülerin denetimsizliği de eklendi. Bu kadar soruna dayanamayan baba kalp krizinden vefat etti.Bütün yük artık annenin üzerineydi, tek başına çocuğuna bakmaya çalışırken, eşinin kaybına yas tutamamıştı, en büyük korkusu ise sağlığı bozulursa çocuğunun bakımının ne olacağıydı. Çocuğunsa hayattan tek beklentisi vücut hücrelerinin canlılığının devam etmesiydi, ne bir zeka belirtisi, ne de bir hayata tutunma çabası vardı. Hayattan öylece silinip gideceği zamanı bekliyordu, ve maalesef bunu farkedemeyecekti bile. Her şeyin doğumda beyne oksijen gitmemesi ile başlaması ise oldukça ürkütücü, sağlıklı bir doğum olsaydı şimdi neredeydi, ne okuyordu, ne yazıyordu, ne yapıyordu hiç bilinemeyecek. Belki çok önemli bir insan olacakken yokluğu bekleyen bir gölge oldu..
8 Kasım 2014 Cumartesi
Hayatın makro dengesi üzerine
Hayat dediğin şey dengeler kümesinden ibarettir, her şey birbirini dengeler, bu dengeyi makro ve mikro anlamda değerlendirmek gerekmektedir. Makro denge ile anlatmak istediğim kişilerin dışında toplumların, ülkelerin ve hatta Dünyaların dengesidir, şöyle ki uzay içinde bizim bu Dünyada ki tüm pozitif gelişmelerimiz yine uzay içerisinde başka bir Dünyada negatif gelişmelerle dengelenecektir, ki bunu daha da küçük ölçekte düşünecek olursak bir ülkenin bile diğerinden fazla gelişmesi için diğerini sömürmesi gerektiği gerçeği bu durumu en açık şekilde anlamamızı sağlayacaktır. Yine bir toplumda ilerleme olması, sanat, kültür, yaşam kalitesi açısından öne geçmesi demek başka bir toplumda yozlaşmayla sonuçlanacak, tabi ki iki değişkenli denklemden bahsetmek mümkün değildir, bu durum ortalamalar üzerinden çoklu değişkenler üzerinden dengeye gelmektedir, yani burada bir tahterevalli benzetmesinden çok sıkı örülmüş bir örümcek ağına benzetmek daha gerçekçi olacaktır.
Peki o zaman ne yapmak gerekiyor ki bu dengeleri bozmayalım; öncelikle şu örneği verelim Dünyada yapılmış en şaşalı yapılar kölelik sistemi ile yapılmıştır, bu sistemde vatandaşlık hakkı olan kesim sadece köle çalıştırarak zenginleşmekte, güçlenmekte, eğitim ve sanatta atılım yapabilmektedir Köle olan kesimse dahada fakirleşmekte, zayıflamakta, yalnızlaşmakta, eğitimsiz kaldığı içinde çözüm yolları üretememekte ve kısır döngüye girerek olması gerekenin bu olduğunu düşünmeye başlamaktadır. Bu örnekte olduğu gibi yapılması gereken içimizdeki "vatandaşların" bu durumu fark etmesi ve adım atması gerekmekte çünkü bunu anlayacak olan "köle" olarak kastettiğimiz insanlar olamazlar, maalesef bu grup insanlar kraldan çok kralcı olmak zorunluluğundadırlar. "Vatandaşların" da bu durumu dengeleme düşüncesine sahip olabilmeleri içinde ne yazık ki kendi içlerinde de dengede olmaları gerekmektedir. İşte burada da mikro denge dediğimiz kavram devreye girer. Mikro dengeye sahip olan bireyler ancak bu sistemi düzeltmeyi isteyebilirler, diğerleri için ise bu dengesizlik normal gibi görünmesi nedeniyle ve çıkar çatışmalarının olması nedeniyle dengeyi sağlamayı istemezler ancak şu da tarihte sık sık görülmüştür ki eğer insanlar dengeyi sağlayamazsa elbet gün gelir denge kendi kendisini ayarlar, bu açıdan dışarıdan müdahale ile tepe taklak olmak yerine bu konuda bilinçlenmeli ve harekete geçilmelidir.
Peki o zaman ne yapmak gerekiyor ki bu dengeleri bozmayalım; öncelikle şu örneği verelim Dünyada yapılmış en şaşalı yapılar kölelik sistemi ile yapılmıştır, bu sistemde vatandaşlık hakkı olan kesim sadece köle çalıştırarak zenginleşmekte, güçlenmekte, eğitim ve sanatta atılım yapabilmektedir Köle olan kesimse dahada fakirleşmekte, zayıflamakta, yalnızlaşmakta, eğitimsiz kaldığı içinde çözüm yolları üretememekte ve kısır döngüye girerek olması gerekenin bu olduğunu düşünmeye başlamaktadır. Bu örnekte olduğu gibi yapılması gereken içimizdeki "vatandaşların" bu durumu fark etmesi ve adım atması gerekmekte çünkü bunu anlayacak olan "köle" olarak kastettiğimiz insanlar olamazlar, maalesef bu grup insanlar kraldan çok kralcı olmak zorunluluğundadırlar. "Vatandaşların" da bu durumu dengeleme düşüncesine sahip olabilmeleri içinde ne yazık ki kendi içlerinde de dengede olmaları gerekmektedir. İşte burada da mikro denge dediğimiz kavram devreye girer. Mikro dengeye sahip olan bireyler ancak bu sistemi düzeltmeyi isteyebilirler, diğerleri için ise bu dengesizlik normal gibi görünmesi nedeniyle ve çıkar çatışmalarının olması nedeniyle dengeyi sağlamayı istemezler ancak şu da tarihte sık sık görülmüştür ki eğer insanlar dengeyi sağlayamazsa elbet gün gelir denge kendi kendisini ayarlar, bu açıdan dışarıdan müdahale ile tepe taklak olmak yerine bu konuda bilinçlenmeli ve harekete geçilmelidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)